Cansu/21/freshman architecture student who is in love with cinema, Istanbul, indie/alternative music, photography, architecture and design.

I love everything about One Tree Hill (probably my favourite thing ever), Harry Potter, Veronica Mars, Himym, The Big Bang Theory, retro games and nerdfighter community.
As for the movies it's hard for me to choose but my all time favourites are; Big Fish, Inception, Hugo, High Fidelity, Back to the Future, Scott Pilgrim vs the World, Toy Story, Juno, The Breakfast Club and Howl's Moving Castle.

I'm a little bit obsessed about finding the right people & right place. I've never been able to found them but I'm still hopeful on that dream. I like writing personal things(*) & making playlists here, when I feel inspired.
(*)Some of my text posts are in Turkish.

Let's be friends: http://fuzzyredlights.tumblr.com/ask

My Favourite Things:
http://getglue.com/jamaisvu/all?action=liked

My Music Taste: http://www.lastfm.com.tr/user/NoNsense7

Twitter:
http://twitter.com/fuzzyredlights

Posts tagged music.

Yolculuk.

Bu zamana kadar otobüs yolculukları yapmak beni hep mutlu ederdi. Otogara gideceğim ve yolculuk yapacağım zamanlar çocukluğuma ait en mutlu anıları içerirdi. Bu yolculuklar; düşüncelerimi toparlamam, kendi duygularımla başa çıkmam için bir fırsattı. Çok uzun bir süre bu durum değişmedi. Hep giden ben oldum. Beklediğim tek zaman dilimi, geleceğini bildiğim birilerini karşılamak içindi.

Sonradan durum bir anda tersine döndü. Hem de en beklemediğim, yine giden taraf olacağımı düşündüğüm bir zamanda. Olayları arkadan izleyen biri olmaya dayanamadım. Birilerinin arkasından bakan kişi olamadım, ben de bu yüzden beklemeye başladım. Gidene bakmaktansa, geleceğe bakmak istedim. Gelip gelmeyeceğini bilmediğim, konuşmadığım, gülüşünü duymadığım, tanışmadığım ama içimden tanıdığım birini/birilerini beklemeye başladım.

Bugün otogarın önünden geçerken birlikte yaşayamadığımız maceraları düşündüm. Bir şekilde kendi başıma yaşamaya çalıştığım ama hiçbir zaman amacına ulaşmayı başaramayan maceraları. İşin kötüsü artık üzülemiyorum bile, olsa olsa üzerime tarifsiz bir hüzün çöküyor. Bunca olaydan sonra kendi başıma çok iyi idare edebileceğimi bilsem de artık bunu yapmak istemiyorum. Yalnız olmak istemiyorum. Beklemek kendimi daha çok yalnız hissetmeme neden olsa da bundan uzaklaşamıyorum.

Otogarı görmek zihnimin içinde dolaşmama ve her şeyi baştan hatırlamama neden oluyor. En iyisi uzaklaşmak yerine daha çok yakınlaşmaya çalışmak sanırım. Bunun nasıl olacağını henüz bilmiyorum ama başladığım yola geri dönüyorum. Beklemeye devam edip en doğru zamanda gidiş yolunu bulacağım, buna inanıyorum. Mayıs’ın gelişiyle birlikte kendimi yeniden umut dolu hissediyorum. Yanıma güzel şarkılar alıp yeniden yola çıkıyorum.

image

Playlist

My Journey Leads To You

  1. The Greenest Grass - Joshua Radin
  2. Faster - Matt Nathanson
  3. Lonestar - Norah Jones
  4. Mr. Curiosity - Jason Mraz
  5. Lego House - Ed Sheeran
  6. Carry This Picture - Dashboard Confessional
  7. Why Can’t I Be With You? - The Cure
  8. My Mistakes Were Made For You - The Last Shadow Puppets
  9. The Thought Of Losing You - dredg
  10. Lover Of The Light - Mumford & Sons
  11. Could It Be Another Change - Samples
  12. There is a Light That Never Goes Out - The Smiths
  13. Summer Breeze - Seals & Crofts
  14. Jules and Jim - Nada Surf
  15. There’s Too Much Love - Belle & Sebastian
  16. Stuck In The Backseat - The Noises 10
  17. Never Find Again - Jason Reeves
  18. Steal Me - Jupiter Sunrise
  19. Half Life - Imogen Heap
  20. Can You Tell - Ra Ra Riot
  21. Let It Be Me - Ray LaMontagne
  22. The First Day Of My Life - Bright Eyes
  23. Overdue - The Get Up Kids [Bonus Track] 
Title: Juneau Artist: Port Blue 20 plays

Kitaplar. Port Blue. Huzur. Sakinlik.

Bir şeyler yoluna girmeye başlayana kadar sadece bunlarla yaşayacağım.

Tüm söyleyeceklerim bu kadar.

Fırat Tanış - Yani / Akustikhane (by Akustikhane)

12.12.12 | Songs For E. →

Joshua Radin - Closer (by JoshuaradinVEVO)

“the clouds in your eyes, down your face they pour, 
won’t you be the new one burn to shine, 
i take the blue ones every time, 
walk me down your broken line, 
all you have to do is cry.”

Life is better with Joshua Radin songs.

I don’t wanna live on the moon (by KickThePj)

The Submarines - Submarine Symphonika [Official Music Video] (by NettwerkMusic)

This is the only song that makes me believe in true love again and again. No matter how hopeless is my life.

Say what you will
Love finds you even when, 
You’ve given it up

Everybody deserves to be adored
Why would you settle for less
When the world gives you more?

Goo Goo Dolls - Let Love In (Video) (by warnerbrosrecords)

Sırf bu şarkı ve klibi için bile size hayran olabilirim. Çok iyisiniz, fazla iyisiniz.

Title: Better Days Artist: The Goo Goo Dolls 12,669 plays

Kafamı en çok “Birini artık sevmiyor, özlemiyor olmak birlikte yaşanılan anıların önemini azaltır mı?” sorusu kurcalıyor. Ne kadar düşünsem de buna net bir cevap bulamıyorum içimde. Duygularım, mantığım sürekli beni yönlendirmeye çalışıyor, bu yüzden gerçek cevaba ulaşamıyorum.

Bir yanım hayır, değiştirmez tabiki diyor. Bir kere zaman farklı olduğu kadar insanlar da farklı. Kimse eskiden olduğu gibi değil ve biliyorum ki istesek de yine o eski halimiz gibi olamayız. Davranışlarımız, sözlerimiz aynı olsaydı bile yine aynı insanlar olmayı başaramayız. Yaşadıklarımız; karşılaştığımız kişiler ve olaylar buna asla izin vermez. Biz değiştik değişmesine ama o zamanda kalan şeyler asla değişmedi ve değişmeyecek. Anılarımız aslında geçmişe ait ve geçmişte oldukları yerde önemliler. Bu nedenle başka bir zaman diliminde de olsa bunlar hala hatırlandığında yüz gülümseten, mutluluk verici anlar. Yani en azından teoride öyle olmalılar.

Kızgın, üzgün ve kırgın olan diğer tarafım ise bütün bunların işe yaramaz olduğunu düşünüyor. Bütün çabamı ve zamanımı boş anları doldurmaya çalışmakla geçirdiğime inanıyor. Ne yazık ki kendimi hep bu tarafıma daha yakın hissediyorum. Sanırım bir ilişki bittiği zaman anıların anlamını da beraberinde götürüyor. Geri kalan şeylere de anı demekle yetiniyoruz sadece ama elimde olsa onlar için başka bir isim düşünürdüm. Geçmişe ait kalmış, böyle insanın içine kendiliğinden yerleşmiş gereksiz bir parça gibi. Boş insanların boş hayaletleri gerçekten rahatsız ediyor. Biliyorum ki hepsi sadece kafamın içinde ama bunu bilmek kendimi aptal gibi hissetmekten kurtarmıyor. Birinin silip atmaktan hiç çekinmediği şeyleri öylesine çöpe fırlatırcasına atmamayı istemek tam bir aptal gibi hissettiriyor.

Bazı zamanlar da iyice saçma düşüncelere dalıyorum. Değer vermek, umursamak ve iş dostluklara gelince tam bir geri kafalı gibi her ihtiyaç duyduğunda yanında olmaktan falan bahsediyorum. Ben bunu bekliyorum, en çok bunu diliyorum; farkında olmadan nasıl da çok şey istiyorum ama. Ne kadar da safım. Kimse için bir şey yapasım yok, artık yapmıyorum da zaten. Soğuk ya da kendini beğenmiş olduğumu düşünenler olabilir ama biraz daha umursarsam kendimi umursamaya halim kalmayacak. Bunaldım. Yok ama yok bu fazla uzun sürmez; yine gidip en güvenilmeyecek, en sıkıcı, kendini aşırı derecede önemseyen insanlara gidip güvenir aynı şeyleri yeniden yaşarım kesin. Öğrenmiyorum, akıllanmıyorum ve ne olursa olsun yine umut etmekten, çok şey beklemekten; gerçek dostlar istemekten vazgeçmiyorum. Bunun bedelini de fazlasıyla ödüyorum.

Title: Time Is Running Out Artist: The Section Quartet 66 plays

Şarkıların enstrümental versiyonlarına karşı zaafım var.

1 2 3 4 5